Velayet Davasında Hakim Neye Bakar Yasal Kriterler ve Karar Şartları

Velayet Davasında Hakim Neye Bakar Yasal Kriterler ve Karar Şartları

Velayet Davasında Hakim Neye Bakar Yasal Kriterler ve Karar Şartları

Türk Medeni Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Velayet Hakkı

Türk Medeni Kanunu madde 336 uyarınca evlilik devam ettiği müddetçe anne ile baba yasal haklarını birlikte yürütür. Boşanma davası açıldığında ise mahkeme hakimi, yargılama bitene dek küçüğün düzenini koruyacak tedbirleri kendiliğinden alır. Yasal düzenlemeler, küçüğün eğitimini, sağlık hizmetlerine erişimini, güvenli bir ev ortamında büyümesini zorunlu kılar. Tarafların dosyaya ibraz ettiği dilekçeler, tanık beyanları, fotoğraflar ve banka kayıtları hakimin dosya üzerindeki incelemesinde veri teşkil eder. Bütün bu evrak yığını arasında hakim, küçüğün yarınlarını en iyi niyetle inşa edecek ebeveyni seçmeye çalışır.

Türk hukuk öğretisinde, kamu düzenine ilişkin davalar statüsünde sayılan bu yargılama biçiminde hakimin re'sen (kendiliğinden) araştırma yetkisi bulunur. Hakim, tarafların ibraz etmediği yahut gizlemeye çalıştığı hususları dahi bizzat araştırabilir, resmi kurumlardan belge talep edebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde hakimin gerçeği aydınlatma ödevi, bilhassa aile hukuku dosyalarında en üst seviyeye çıkar.

Çocuğun Üstün Yararı İlkesinin Sınırları

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile taraf ülkelerin iç hukuk kuralları, çocuğun üstün yararı kavramını daima zirvede tutar. Davanın seyrini belirleyen yegane kesin ölçüt bahsi geçen ilkedir. Hakim, tarafların ekonomik yarışından ziyade küçüğe verilecek sevgi dolu ortama odaklanır. Çocuğun bedensel ihtiyaçlarının giderilmesi, temiz giysilerle okula gitmesi, sağlıklı gıdalarla beslenmesi maddi güçle alakalı gibi görünse de manevi doyum ondan çok daha hayatidir.

Bedensel ve fiziksel bütünlüğün korunması

Mahkeme, küçüğün şiddet ortamından uzak tutulmasını ilk sıraya yerleştirir. Ev içinde şiddet öyküsü barındıran, öfke kontrolü sorunu yaşayan ebeveynlerin davayı kazanması hukuken pek mümkün görülmez. Çocuğun güvenliği, her türlü maddi konforun ötesindedir.

Ruhsal ve manevi bütünlüğün korunması

Fiziksel şiddet kadar, psikolojik baskı ve ihmal eylemleri de hakimin dikkatinden kaçmaz. Ebeveynlerden birinin diğerini çocuk gözünde kötüleme çabası, hukuk dilinde ebeveyn yabancılaşması sendromu ismiyle bilinir. Çocuğa sürekli diğer ebeveyni aleyhinde telkinlerde bulunan taraf, küçüğün ruh sağlığını zedelediği gerekçesiyle yasal haklarını kaybedebilir. Hukuki adımlarınızı güvence altına almak maksadıyla detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.

Hakim Kararını Şekillendiren Uzman İncelemeleri

Aile mahkemesi hakimleri tıbbi yahut psikolojik bir eğitimden geçmedikleri için mesleki profesyonellerden yardım ister. Mahkemeler bünyesinde görevli pedagog, psikolog, sosyal hizmet mensupları mesaiye başlar. Uzman ekip hem anneyle hem babayla hem de küçükle baş başa görüşür. Görüşmelerde tarafların samimiyeti, küçüğe yaklaşım tarzları, ev ortamının hijyeni, uyku ile çalışma odalarının düzeni tüm hatlarıyla rapora dökülür.

Sosyal inceleme raporu SIR evrakı

Dosyaya kazandırılan uzman raporları, hakimin en çok dikkate aldığı evrak konumundadır. Kanaat bildiren belgeler, çoğunlukla davanın kaderini belirler. Raporda hangi ebeveynin çocuğun yararına daha uygun koşullar taşıdığı bilimsel verilere dayandırılarak mahkemeye iletilir. Yargıtay içtihatları incelendiğinde, hakimin bu rapora aykırı bir hüküm kurabilmesi, çok sağlam hukuki gerekçeler bildirmesine bağlıdır. Üst mahkemeler, dayanaktan yoksun kararları bozma yoluna gider.

Uzman ekiplerin sadece ev ziyareti yapmadığını, aynı zamanda çocuğun okuluyla, rehberlik öğretmeniyle, hatta okul servis şoförüyle dahi iletişim kurabileceğini bilmek mecburidir. Sosyal çevre araştırması, tarafların yaşam pratiklerini tüm çıplaklığıyla mahkemenin önüne serer. Yalan beyanlarla mahkemeyi yanıltmaya çalışan ebeveynler, profesyonel heyetin hazırladığı derinlemesine araştırmalar neticesinde deşifre edilir. Mahkeme nezdinde güvenilirliğini yitiren eş, davayı baştan kaybetme riskiyle yüzleşir.

Velayet Davalarında Yaş Kriterinin Etkisi

Çocuğun içinde bulunduğu yaş grubu, kararın yönünü bütünüyle değiştirir. Bebeklik dönemindeki bir küçük ile ergenlik çağındaki bir gencin ihtiyaçları bambaşka unsurlara dayanır. Mahkemeler bu gerçeği asla göz ardı edemez.

Anne şefkatine muhtaç sıfır üç yaş dönemi

Yerleşik kararlar doğrultusunda sıfır ile üç yaş arası dönem mutlak surette anneye bağımlılık dönemi sayılır. Bu yaş aralığındaki bir küçüğün annesinden koparılarak babaya verilmesi son derece nadir hallerde görülür. Annenin ağır bir akıl hastalığı taşıması, küçüğün hayatını tehlikeye atacak boyutta madde bağımlısı sayılması gibi durumlar haricinde mahkemeler anneyi tercih eder. Annenin işsiz kalması, gelirden yoksun düşmesi dahi bu kuralı esnetmeye yetmez.

Okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar

Üç yaş ile yedi yaş arasındaki grupta annenin üstünlüğü devam etse de babanın vaat ettiği imkanlar da yavaş yavaş tartıya girer. İlköğretim çağına erişen çocuklarda eğitim hayatını kimin daha düzenli yöneteceğine bakılır. Hangi ebeveynin çocuğun dersleriyle, sportif aktiviteleriyle, ödevleriyle ilgilenme kapasitesi yüksekse ibre o yöne kayar. Ebeveynlerin iş saatleri, vardiyalı çalışma düzenleri, çocuğa ayıracakları boş zaman dilimleri hesaba katılır.

İdrak çağındaki çocukların dinlenme hakkı

Sekiz yaş ve üzerindeki çocuklar idrak çağında kabul görür. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi on ikinci madde gereğince mahkeme heyeti, sekiz yaşından büyük çocuğun kendi düşüncesini dinlemek zorundadır. Pedagog eşliğinde küçüğe kimin yanında kalmak istediği sorulur. Küçüğün beyanı mutlak bağlayıcı sayılmasa dahi, aleyhinde ağır bir sakınca yoksa mahkeme küçüğün tercihine saygı duyar. Hukuki adımlarda doğru hamleler yapabilmek ve kurallar dair daha detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.

Ebeveynlerin Maddi Durumu ve Yargı Kararı

Toplumda zengin eşin davayı mutlaka kazanacağına dair yanlış bir inanç dolaşır. Hukuk kuralları bu inancı tamamen reddeder. Salt maddi zenginlik, lüks bir ev yahut pahalı okullar vaat etmek, küçüğün mutluluğunu garanti etmez. Hakimin gözünde şefkat, ilgi, ahlaki eğitim, maddi konfordan çok daha kıymetlidir. Şayet maddi gücü zayıf eş küçüğe daha sıcak bir yuva kurabiliyorsa, hakkın o tarafa devredilmesine hükmedilir. Maddi gücü yüksek eş ise iştirak nafakası vasıtasıyla küçüğün tüm harcamalarına ortak edilir.

Ebeveynlerin Kusur Durumu ve Sadakatsizlik İddiaları

Boşanmaya sebebiyet veren olaylar, söz gelimi zina, haysiyetsiz hayat, evi terk eylemleri doğrudan velayet konusuyla bağlantılı sayılmaz. Eşine karşı sadakatsiz davranan bir şahıs, çocuğuna karşı şefkatli bir ebeveyn profili çizebilir. Kusurlu eşin yasal hakkı baştan kaybedeceği düşüncesi bir yanılgıdan ibarettir. Sadece söz konusu kusur, küçüğün ahlaki gelişimini tehdit eden bir boyuta taşınmışsa, söz gelimi aldatma eyleminin çocuğun yaşadığı evde gerçekleştiği belgelenmişse hakim bu kusuru aleyhe delil mahiyetinde inceler.

Yüksek mahkeme kararları, eşlerin birbirlerine karşı işledikleri kusurlar ile ebeveynlik vasıflarını birbirinden kesin çizgilerle ayırır. Bir eşin diğerini aldatması, boşanma davasında ağır tazminat yükümlülükleri doğurur; lakin çocuğun eğitimine, barınmasına, psikolojisine zarar vermeyen bu tür kusurlar, hakkın diğer tarafa devredilmesi için tek başına yeterli sayılmaz. Hakimin vicdani kanaati, küçüğün güvenli bir çevrede büyümesi tarafında ağır basar.

Kardeşlerin Ayrılmaması Kuralı ve Yargıtay Kararları

Birden fazla çocuğun varlığı halinde mahkeme heyeti kardeşleri birbirlerinden koparmamayı hedefler. Türk yargı sisteminde, kardeşlerin aynı ortamda büyümesi, birbirlerinden destek alarak travmaları atlatması yönünde güçlü tavsiyeler yer alır. Kardeşlerin bir kısmını anneye, diğer kısmını babaya paylaştırmak küçüğün yararına aykırı bulunur. Son derece ağır ve haklı sebepler haricinde tüm kardeşlerin tek bir çatıda birleştirilmesi hukuk pratiğinde değişmez bir kural sayılır.

Ortak Düzenleme Alınmasının Şartları

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesindeki kararlar ışığında, ülkemizde de ortak uygulama hayata geçirilmiştir. Ayrılık neticesinde ebeveynler, çocuk üzerindeki söz hakkını eşit paylaşımlı yürütmeye devam edebilir. Anlaşmalı ayrılıklarda taraflar hazırladıkları protokolle mahkemeye başvurur. Çekişmeli dosyalarda kararın çıkması zordur; zira taraflar arasındaki husumet, ortak bir karar alma mekanizmasını işlemez kılar. Müşterek kararların birlikte alınması elzemdir; okulu, ikametgah adresi, sağlık operasyonları gibi konularda iki tarafın onayı aranır.

Anlaşmalı boşanma protokollerinde düzenlemeler

Taraflar anlaşarak yollarını ayırırken, küçüğün bakımını nasıl üstleneceklerini madde madde yazılı metne döker. Hazırlanan metnin hukuka, ahlaka ve küçüğün yararına aykırı düşmemesi mecburidir. Hakim anlaşma metnini onaylamadan evvel şartları inceler, küçüğün menfaatini zedeleyen maddeler görürse protokole müdahale eder. Yasal prosedüre uygun bir anlaşma metni kurgulamak büyük hukuki tecrübe ister.

Mahkeme Aşamalarında Geçici Tedbir Kararları

Hukuki prosedürler bazen yıllarca sürebilir. Uzun süre zarfında küçüğün yasal bir temsilciden mahrum kalması düşünülemez. Mahkeme, tensip zaptı yahut ilk duruşmayla beraber geçici bir karar üreterek çocuğu bir tarafın yanına yerleştirir. Tedbir niteliği taşıyan bu adım, yargılama bitene dek küçüğün hayatını düzene sokar. Diğer tarafa iştirak nafakası bağlar. Şartlar değişirse mahkeme geçici kararı dahi güncelleyebilir.

İştirak Nafakası ve Kişisel İlişki Tesisi Kurumu

Çocuk kendisinden alınan ebeveyn, çocuğunu görme, onunla bağlarını sürdürme hakkından mahrum bırakılamaz. Hakim ayın belirli hafta sonlarında, dini bayramların belli günlerinde, yaz tatillerinde, sömestr aralarında tarafların görüşmesi için bir takvim çizer. Hakkı elinde tutan eş bu takvime uymaz, çocuğu saklar veya diğer eşle görüştürmezse, bu eylem suç niteliği taşıyacağı gibi yargılama seyrini tamamen aleyhine döndürür. Ebeveyniyle düzenli görüşemeyen çocuğun psikolojisi bozulacağı için hakim ihlallere taviz vermez.

Kararın Değiştirilmesi Davası ve Şartların Güncellenmesi

Kesinleşmiş yargı kararları ömür boyu sabit kalmaz. Çocuğun menfaatine aykırı düşen her yeni durum, değiştirme davası açılmasına zemin hazırlar. Hakkı elinde bulunduran eşin yabancı bir ülkeye temelli göç etmesi, hapse girmesi, yeniden evlenerek çocuğun ev içindeki huzurunu bozması, maddi imkansızlıklar sebebiyle çocuğun eğitimini yarıda bırakması gibi nedenlerle karşı taraf yeni bir yasal mecra arayışına girer. Yargı merci, küçüğün üstün menfaatini bozan eylemler ispat edildiğinde kararın ivedilikle değiştirilmesini emreder.

Değişen şartların kanıtlanması usulü

Davayı açan kişi iddialarını somut delillerle ispatlamalıdır. Okul idarecilerinin beyanları, hastane kayıtları, pedagog görüşleri, komşu şahitliği gibi veriler dosyanın belkemiğini teşkil eder. Davacı, sırf kendi özlemini dindirmek uğruna asılsız iddialarla yola çıkarsa mahkemeden ret kararı alır. Haklı davanızı güçlü argümanlarla savunmak menfaatinizedir. Yasal haklarınızı tam koruma altına almak ve yasal yollar hakkında detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı ve Kaçırılma Riski

Çekişmeli husumetli dosyalarda tarafların müşterek çocuğu yurt dışına kaçırma tehlikesi doğar. Böylesi şüphelerin belgelenmesi durumunda Aile Mahkemesi, hudut kapılarına ivedi yazılar yazarak küçüğün yurt dışına çıkışını mahkeme iznine bağlar. Çocuğun uluslararası sözleşmelerce korunan hakları bağlamında, Lahey Sözleşmesi kuralları uygulanır. Yabancı uyruklu bir eş söz konusuysa mahkeme çok daha titiz bir araştırma yürütür.

Karar Aşamasında Profesyonel Hukuki Desteğin Rolü

Yasal mekanizmaların karmaşık yapısı, tarafların duygusal yıpranmışlığıyla birleşince hatalı hamleler yapma ihtimali artar. Bütün dava safhası baştan sona dek soğukkanlı, hukuki kaidelere dayalı ve stratejik planlamalarla yürütülmelidir. Türk Medeni Kanunu maddeleri, Anayasa mahkemesi emsalleri ve yüce yargı kararları ışığında haklarınızı eksiksiz koruyacak donanımlı bir yasal destek arayışına girmeniz elzemdir. Telafisi çok güç manevi yıkımlar yaşamamak, adli işleyişi profesyonel bir çizgide ilerletmek ve durumunuzla eşleşen en doğru hukuki yola girmek adına detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.