Miras Paylaştırılması Nasıl Yapılır?

Miras Paylaştırılması Nasıl Yapılır?

Miras Paylaştırılması Nasıl Yapılır?

Miras paylaştırılması nasıl yapılır sorusu, vefat eden kişinin bıraktığı mal varlığının yasal varislere dağıtılması esnasında akıllara gelir. Bu işlemler, medeni kanun kuralları çerçevesinde yürütülür. Hak taşıyan kişilerin paylarını tam ve doğru alması, adaletin yerini bulmasına yardım eder. Kanun koyucu, eş, çocuklar ve geride kalan akrabalar adına katı pay oranları belirlemiştir. Bütün işlemler belirlenen bu oranlar üzerinden ilerler. Adımları doğru takip etmek, hak kayıplarının önüne geçer.

Mirasçılık Belgesi Başvurusu ve Alınması

İşlemlerin ilk aşaması mirasçılık belgesi, namıdiğer veraset ilamı başvurusu ile başlar. Mirasçılar, yasal haklarını kanıtlamak adına bu belgeyi almalıdır. Belge, noterler veya Sulh Hukuk Mahkemeleri aracılığıyla düzenlenir. Herhangi bir mirasçı, tek başına başvuru yaparak belgeyi talep edebilir. Veraset ilamı üzerinde, kimlerin ne oranda hakkı bulunduğu net biçimde yazar. Bütün resmi kurumlardaki işlemler bu belge üzerinden yürür. Nüfus kayıtlarında yabancılık unsuru taşıyan durumlar yaşanırsa, noterler yerine doğrudan Sulh Hukuk Mahkemelerine başvurulur. Mahkeme, detaylı bir inceleme yürüterek kararı bağlar.

Mevcut sistemde, vatandaşlar e-Devlet kapısı üzerinden de mirasçılık belgelerini sorgulayabilir. Sistem üzerinden alınan barkodlu belgeler, resmi işlemlerde geçerlilik taşır. Nüfus kayıtlarında kapalılık veya eski tarihli hatalar varsa, sistem hata verir. Bu durumda mahkeme yolu mecburidir. Mahkeme aşaması tanık dinlenmesini barındırabilir. Tanıklar, miras bırakan kişinin aile ağacını doğrular.

Yasal Mirasçılar ve Pay Oranları

Türk Medeni Kanunu, malların kimlere geçeceğini zümre sistemi adını verdiği bir düzene bağlamıştır. Zümre sistemi, doğrudan kan bağını esas alır. İlk sırada her zaman vefat edenin çocukları ve torunları, yani altsoyu yer bulur. Çocuklar hayatta değilse, sıra anne, baba ve kardeşlere geçer. Onların da yaşamaması durumunda, büyükbaba ve büyükanneye kadar uzanan silsile işler. Kanun, her bir mirasçıya konumuna göre pay hakkı tanır. Bütün sistem bu kan bağı sırasına göre şekillenir.

Sağ kalan eşin miras payı

Sağ kalan eş, vefat edenin altsoyu ile beraber mirasa katıldığında terekenin dörtte birini alır. Geriye kalan dörtte üçlük kısım çocuklar arasında eşit biçimde bölünür. Eş, vefat edenin anne ve babasıyla beraber mirasa katıldığında, mirasın yarısını kendi elinde tutar. Üçüncü zümre ile, yani büyükbaba ve büyükanne ile beraber mirasçı sıfatı taşıdığında eşin payı dörtte üçe çıkar. Vefat edenin hiçbir kan hısmı kalmamışsa, tüm mal varlığı doğrudan eşe geçer.

Çocukların ve altsoyun hakları

Çocuklar, mirasın birinci derece varisleridir. Kanun önünde bütün çocuklara eşit pay düşer. Vefat eden kişiden önce vefat etmiş bir çocuk varsa, o çocuğun hakkı kendi çocuklarına, yani torunlara intikal eder. Evlatlık alınan çocuklar da kan bağı taşıyan çocuklarla aynı düzeyde mirastan yararlanır. Evlilik dışı doğan ancak soybağı kurulan çocuklar da aynı korumadan faydalanır. Hukuk sistemi, çocukları en güçlü varisler mevkiine yerleştirir.

Anne, baba ve kardeşlerin konumu

Vefat edenin çocuğu veya torunu yoksa, miras ikinci zümreye, yani anne ve babaya kalır. Anne ve baba mirası yarı yarıya bölüşür. Anne veya babadan biri vefat etmişse, onun payı kendi altsoyuna, yani vefat edenin kardeşlerine aktarılır. Kardeşlerin de vefatı durumunda, paylar yeğenlere geçer. İkinci zümre, ancak altsoyun tamamen yokluğu durumunda hak iddia edebilir. Kanun, önceliği daima aşağı doğru inen nesle verir.

Terekenin Tespiti ve Borçların Ödenmesi

Mal varlığının dağıtımından önce, tereke adı verilen toplam varlıkların ve borçların net biçimde hesaplanması şarttır. Vefat edenin sadece evleri, arabaları veya banka hesapları değil, borçları da mirasçılara geçer. Bu yüzden, mirasçılar mal varlığını devralmadan önce detaylı bir araştırma yapar. Borçlar, mal varlığından yüksekse, mirasçılar mirası reddetme hakkına başvurur. Mirası reddetme süresi, vefatın öğrenildiği tarihten itibaren üç aydır. Üç ay içinde ret işlemi yapılmazsa, miras tüm borçları ve alacaklarıyla beraber kabul edilmiş sayılır.

Borçlar ödendikten sonra kalan net varlık, mirasçılar arasında bölüşülür. Mirasçılar mirası kabul etmek istemezse ve borçları da ödemeye yanaşmazsa, terekenin resmi tasfiyesini talep edebilir. Sulh Hukuk Mahkemesi, resmi tasfiye aşamasını başlatır. Mahkeme, vefat edenin tüm mal varlığını satar, elde edilen gelirle borçları kapatır. Geriye bir miktar kalırsa, mirasçılara dağıtılır. Bu yöntem, mirasçıları şahsi mal varlıklarıyla borç ödeme riskinden kurtarır.

Mirasın Reddi İşlemleri

Mirasçılar, vefat edenin borçlarını devralmak istemediklerinde mirası reddetme yoluna gider. Ret işlemi, vefatın öğrenildiği tarihten itibaren üç ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesine yazılı veya sözlü beyanla yapılır. Üç aylık süre hak düşürücüdür. Süre kaçırılırsa, miras borçlarla beraber zımnen kabul edilmiş sayılır. Ret beyanı şartsız yapılmalıdır. Kısmi ret kanunen mümkün görülmez. Varisler, mirasın tamamını reddettiklerinde terekenin iflas kurallarına göre tasfiyesi gündeme gelir. Bu yol, kişileri maddi krizlerden korur.

Vasiyetname Varlığında Yapılacak İşlemler

Miras bırakan kişi, hayattayken mal varlığının dağıtımı yönünde bir vasiyetname hazırlamışsa, işlemler bu belge üzerinden yürütülür. Kişinin vasiyetname ile dilediği gibi tüm malını üçüncü kişilere bırakması yasalarca kısıtlanmıştır. Hukuk sistemi, yakın akrabaların haklarını korur. Karşımıza saklı pay kuralları çıkar. Saklı pay, vefat edenin kendi isteğiyle dahi dokunamayacağı, kanunun güvenceye aldığı payları niteler. Vasiyetnameler, noter huzurunda, el yazısıyla veya sözlü biçimde hazırlanabilir. Şekil şartlarına uymayan vasiyetnameler mahkeme yoluyla iptal edilebilir.

Saklı pay hakları ve korunması

Kanun, altsoy, anne, baba ve eş için saklı pay hakkı tanır. Çocukların saklı payı, yasal mirasçılar arasındaki paylarının yarısına karşılık gelir. Anne ve babanın saklı payı, yasal paylarının dörtte biri kadardır. Eşin saklı payı, beraber bulunduğu zümreye göre değişir. Vasiyetname ile bu haklara dokunulması durumunda, varisler yasal yollara başvurur. Kanun, ailenin maddi bütünlüğünü güvence altına alır. Kardeşlerin ise saklı pay hakkı bulunmaz.

Tenkis davası ve hak arama

Vefat edenin yaptığı ölüme bağlı tasarruflar veya sağlararası kazandırmalar yasal sınırları aşarsa, tenkis davası gündeme gelir. Tenkis davası, zedelenen payların kanuni sınırlarına çekilmesini hedefler. Hakları ihlal edilen kişiler, bu dava aracılığıyla fazla dağıtılan malların geri alınmasını talep eder. Dava açma süresi, mirasçıların haklarına tecavüz edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl, her halükarda vasiyetnamelerin açılmasından itibaren on yıldır. Davanın açılacağı yer, vefat edenin son yerleşim yeri mahkemesidir. Daha detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.

Muris Muvazaası ve Tapu İptal Davaları

Halk arasında mal kaçırma adıyla bilinen muris muvazaası, miras hukuku davalarının büyük bir kısmını kaplar. Vefat eden kişi, malını diğer mirasçılardan kaçırmak gayesiyle gerçeğe aykırı devir işlemleri yapabilir. Tapuda satış işlemi gibi kurgulanan ancak arkasında bağışlama niyeti yatan devirler, muvazaa sayılır. Hakkı yenen varisler, tapu iptal ve tescil davası açıp malların terekeye dönmesini talep eder. Bu davalarda zamanaşımı sınırı bulunmaz. Tanık anlatımları, banka kayıtları ve ekonomik durum araştırmaları davanın seyrini belirler.

Miras Paylaşım Sözleşmesi Şartları

Mirasçılar, aralarında anlaşıp mal varlığını mahkemeye gitmeden kendi istekleri doğrultusunda bölebilir. Bu sözleşmenin geçerliliği, tüm mirasçıların ortak kararına ve yazılı formata bağlıdır. Sözleşme yazılı biçimde yapıldığında resmiyet kazanır. Tapu devir işlemleri gibi resmi kurumlardaki adımlar bu sözleşme üzerinden yürütülür. Tarafların özgür iradeleriyle attıkları imzalar, sonraki dönemlerde yaşanacak uyuşmazlıkların önüne geçer. Bütün paydaşların rızası, konunun barışçıl biçimde kapanmasına zemin hazırlar. Anlaşma metninin noter huzurunda onaylanması, ispat kolaylığı getirir.