İmar planı iptal davası, idare tarafından yürürlüğe konulan nazım veya uygulama imar planlarının hukuka, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı bulunması durumunda açılan idari yargı yoludur. Mülkiyet hakkını doğrudan sınırlandıran ya da taşınmazın değerini, tahsis amacını değiştiren bu planlara karşı mülk sahiplerinin yargı mercilerine başvurma hakkı mevcuttur. 3194 sayılı İmar Kanunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri, bu davanın açılma şartlarını ve usul kurallarını ayrıntılı biçimde düzenler. Şehirlerin mekan düzeni, çevre koşulları, ulaşım ağları ve nüfus yoğunluğu belirlenirken idarelerin sınırsız bir takdir yetkisi bulunmaz. Hukuka aykırı düzenlemelerin iptali maksadıyla idare mahkemelerinde dava ikame edilmesi hak kayıplarının önüne geçer.
İmar Planlarının Hukuki Niteliği Ve İptal Sebepleri
İmar planları, idare hukukunda düzenleyici işlem vasfı taşır. 3194 sayılı İmar Kanunu 8. maddesi uyarınca bölge planları, çevre düzeni planları, nazım imar planları ve uygulama imar planları kademeli bir hiyerarşi barındırır. Alt kademedeki planların üst kademedeki planlara uygun düşmesi emredici hukuk kuralıdır. Bir uygulama imar planının üst basamakta duran çevre düzeni planına ters düşmesi, açık bir iptal sebebini meydana getirir.
Plan kararlarının iptalinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2. maddesi çerçevesinde yer alan iptal gerekçeleri gözetilir. Yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarındaki sakatlıklar yargı denetimine tabi tutulur. Belediyelerin veya yetkili bakanlıkların plan tadilatı yaparken kamu yararı gütmemesi, belirli şahıslara haksız kazanç aktarma gayesi taşıması yahut sosyal donatı alanlarını keyfi biçimde azaltması hukuka aykırılık doğurur. Şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı üçlüsü, imar planlarının yargısal denetiminde mahkemelerin dikkate aldığı ana kriterler arasındadır. Teknik raporlar, bilirkişi tetkikleri ve yerinde yapılan keşifler sonucunda plan hiyerarşisinin bozulduğu saptanırsa mahkemece iptal kararı verilir.
İmar Planına Karşı Askı Süresi Ve İtiraz Usulü
İmar planlarının yürürlüğe girmesi kanuni bir ilan usulüne bağlıdır. 3194 sayılı İmar Kanunu 8. maddesi gereğince onaylanan imar planları, belediye veya valilik ilan panolarında bir ay yani otuz gün müddetle askıda tutulur. Bu otuz günlük askı süresi, taşınmaz sahiplerinin mülklerindeki fonksiyon değişikliklerini öğrenebilmesi maksadıyla tanınmış yasal bir zamandır. Taşınmazın yeşil alan, yol, okul, dini tesis veya sıhhi tesis gibi kamusal tahsislere ayrılması bu askı döneminde fark edilir.
Planlara karşı dava açmadan evvel idareye başvuru yolu mevcuttur. Mezkur kanunun 8. maddesinin (b) fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 11. maddesi bu itiraz prosedürünü tarif eder. Mülk sahipleri, askı müddeti bitmeden planı onaylayan idareye yazılı dilekçe vererek planın düzeltilmesini isteyebilir. Belediye meclisi yahut valilik, bu itirazı inceleyerek otuz gün içinde karara bağlar. İdarenin itirazı reddetmesi veya otuz gün sessiz kalarak zımnen reddetmesi hallerinde dava açma takvimi işlemeye başlar. Askı döneminde idareye itiraz edilmesi zorunlu tutulmamıştır; doğrudan dava yoluna gidilmesi de kanunen mümkündür. İtiraz mekanizmasının işletilmesi uyuşmazlığın mahkemeye gitmeden çözülmesine zemin hazırlayabilir. Daha detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.
İmar Planı İptal Davasında Dava Açma Süresi
İdari yargıda dava ikame etme takvimi katı kurallara bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun 7. maddesi mucibince idare mahkemelerinde kanuni dava açma süresi altmış gündür. İmar planları düzenleyici işlem niteliğinde bulunduğundan, bu müddetin başlangıç anı mevzuata göre hesaplanır. Plan askıdayken doğrudan dava ikame edilmek istenirse, otuz günlük askı ilanının son gününden itibaren altmış gün sayılır.
Askı günlerinde idareye 11. madde mucibince itiraz edilmişse süre durur. İdarenin ret cevabının tebliğiyle birlikte duran süre kaldığı yerden devam eder. İdare cevap vermezse, altmış günün geçmesiyle talep zımnen reddedilmiş sayılır ve kalan dava açma süresi işlemeye başlar. Maddi kayıplara ve telafisi güç zararlara yol açmamak için takvim hesabının hatasız yapılması lazımdır. Sürenin bir gün dahi kaçırılması halinde dava mahkemece süre aşımı gerekçesiyle usulden reddedilir. Uygulama işlemlerinin tebliği, ruhsat tanzimi yahut parselasyon işleminin askıya çıkarılması üzerine de üst kademe plana karşı altmış günlük müddet içinde dava açma imkanı doğar.
Görevli Ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
İmar uyuşmazlıklarında görevli yargı mercii idare mahkemeleridir. 2577 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idari işlemlerin iptali adli yargının değil, idari yargının görev sahasına girer. Asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemelerinde bu davanın açılması hukuken mümkün değildir. Adli yargıda dava açılması davacıya ciddi zaman kaybı yaşatır.
Yetkili mahkemenin tespiti bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 34. maddesi tatbik edilir. Bahsi geçen madde, imar ve taşınmaz mallara bağlanan uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini yetkili kılar. Plan değişikliğine uğrayan arsa veya bina hangi il sınırları dahilindeyse, o coğrafi sahadaki yetkili idare mahkemesi nezdinde dava açılır. Birden fazla ilçeyi veya ili içine alan geniş ölçekli planlamalarda, taşınmazın tapu kaydındaki konumu yetkiyi doğrudan tayin eder.
İmar Planı İptal Davasını Kimler Açabilir?
2577 sayılı Kanun 2. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca iptal davalarında meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ihlali aranır. Dava açan kişinin dava konusu işlemle makul ve hukuki bir bağının bulunması şarttır. Taşınmaz malikleri, hissedarlar ve mülk üzerindeki sınırlı ayni hak sahipleri doğrudan dava açma ehliyetini haizdir. Komşu parsel sahipleri dahi yapılan plan tadilatından ötürü hava hakkı, güneşlenme durumu, yol genişliği, yoğunluk artışı yahut altyapı yetersizliği gibi sebeplerle menfaatlerinin zedelendiğini kanıtlayarak mahkemeye müracaat edebilir.
Şehir plancıları odası, mimarlar odası, harita ve kadastro mühendisleri odası gibi meslek kuruluşları çevre ve kent dokusunun bozulduğu iddiasıyla dava açabilir. Danıştay içtihatları, meslek odalarının kuruluş amaçları doğrultusunda kamu yararını gözeterek dava açma haklarını kabul eder. Mahalle sakinlerinin müşterek yaşam alanlarını zedeleyen düzenlemelerde de dava ehliyeti yargı kararlarıyla tanınmaktadır. Menfaat rabıtasının dilekçede somut kanıtlarla ortaya konması, davanın ehliyet yönünden reddedilmemesi bakımından hayati vazife taşır.
Dava Dilekçesinde Yer Alması Zorunlu Unsurlar
Dava dilekçesi, 2577 sayılı Kanun 3. maddesi metninde sayılan şekil kurallarına tam riayet etmelidir. Dilekçede davacının adı, soyadı, kimlik numarası, tebligat adresi, davalı idarenin unvanı, davanın konusu, tebliğ tarihi ve hukuki sebepler açıkça yazılır. İmar planının hangi pafta, ada ve parseli hedef aldığı tereddütsüz kaydedilmelidir. Şehircilik ilkeleri, plan yapım yönetmelikleri ve üst basamak plan kararları dilekçeye eklenir.
İdare mahkemesi, dosya üzerinden inceleme yaparken plan notlarındaki çelişkileri, fonksiyon değişikliklerinin çevreye getirdiği yükleri ve nüfus yoğunluğunu tetkik eder. Taşınmazın kamusal alandan çıkarılıp özel tasarrufa bırakılması yahut tarım alanlarının yapılaşmaya açılması gibi haller somut gerekçelerle izah edilmelidir. Hak kayıplarının yaşanmaması maksadıyla mevzuat takibi elzemdir. Daha detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.
Yürütmenin Durdurulması Talebi Ve Şartları
İmar planlarının iptali davasında en can alıcı başlıklardan birini yürütmenin durdurulması müessesesi teşkil eder. 2577 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulması kararı çıkabilmesi iki şartın eşzamanlı gerçekleşmesine bağlıdır. İdari işlemin icrası halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı bulunması aranır. Plan askıdan inip kesinleştikten sonra taşınmaz üzerinde fiili inşaat faaliyetleri başlayabilir, yapı ruhsatları düzenlenebilir.
Yürütmenin durdurulması kararı çıkmadığı müddetçe davanın sürdüğü aylar boyunca sahada betonlaşma hızlanır ve yeşil alanlar tahrip edilebilir. Mahkeme bu kararı verdiğinde idare, inşaat veya ruhsatlandırma adımlarını derhal durdurmakla yükümlüdür. Danıştay kararları doğrultusunda yürütmenin durdurulması kararı alınması, telafisi imkansız kentsel tahribatların önüne set çeker. Dilekçede bu talebin açıkça yazılması ve muhtemel zararların delilleriyle mahkemeye iletilmesi şarttır.
Bilirkişi İncelemesi Ve Keşif Aşaması
İmar davaları yüksek teknik bilgi birikimi barındırır. Hukuk formasyonuna sahip hakimlerin harita mühendisliği, şehircilik ve mimarlık sahasındaki teknik ayrıntıları tek başlarına çözümlemesi beklenemez. 2577 sayılı Kanunun 31. maddesinin göndermesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde dosya bilirkişi kuruluna sevk edilir. Mahkeme heyeti taşınmaz mahallinde keşif icra eder.
Bilirkişi kurulu; şehir plancısı, harita mühendisi ve mimardan teşekkül eder. Kurul, plan kararlarının üst ölçekli planlara, şehircilik prensiplerine ve jeolojik raporlara uygunluğunu yerinde tetkik eder. Tanzim edilen bilirkişi raporu mahkemenin nihai kararına ışık tutar. Taraflar rapordaki tespitlere karşı kanuni süresi içinde itiraz etme hakkını haizdir. Mahkeme, raporu yetersiz bulursa ek rapor isteyebilir yahut yeni bir kurul tayin edebilir.

