Tasarrufun İptali Davası: Borçlu Mal Kaçırırsa Ne Yapılır?

Tasarrufun İptali Davası: Borçlu Mal Kaçırırsa Ne Yapılır?

Tasarrufun İptali Davası: Borçlu Mal Kaçırırsa Ne Yapılır?

Alacaklının en sık karşılaştığı sorunlardan biri, borçlunun icra takibi başlamadan hemen önce veya takip sırasında evini, arabasını ya da diğer mallarını eşine, akrabasına veya bir tanıdığına devretmesidir. Böyle bir durumda alacaklının başvurabileceği temel hukuki yol, tasarrufun iptali davasıdır. Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarını zarara uğratan belirli işlemlerinin alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını ve devredilen malın, üçüncü kişinin üzerinde olsa bile haczedilip satılabilmesini sağlar.

Bu dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ile 284. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Davanın açılabilmesi için kural olarak alacaklının elinde bir aciz belgesi bulunmalı ve dava, iptali istenen tasarruftan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Bu yazıda borçlu mal kaçırdığında hangi şartlarla tasarrufun iptali davası açılabileceği, hangi işlemlerin iptal edilebileceği ve davanın sonuçları adım adım anlatılmaktadır.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Tasarruf, borçlunun mal varlığı üzerinde yaptığı satış, bağış, rehin verme gibi hukuki işlemleri ifade eder. Tasarrufun iptali davası, bu işlemlerden alacaklılara zarar verenlerin, davayı açan alacaklı bakımından geçersiz sayılmasını amaçlar. İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesine göre davanın amacı, 278, 279 ve 280. maddelerde sayılan tasarrufların butlanına karar verilmesidir.

Bu davanın önemli bir özelliği, malın tapuda veya sicilde yeniden borçlu adına kaydedilmesini sağlamamasıdır. Dava kazanılırsa mal üçüncü kişinin adına kalmaya devam eder; ancak davayı kazanan alacaklı, alacağı oranında bu mal üzerinde haciz ve satış isteyebilir. Yani dava, mülkiyeti geri getirmekten çok, malı alacaklı için yeniden icra takibine konu hâle getirir.

Davayı Kimler Açabilir? Ön Şartlar

İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesine göre tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı ile iflas hâlinde iflas idaresi açabilir. Yargıtay uygulamasında davanın görülebilmesi için genellikle şu ön şartlar aranır:

  1. Geçerli bir alacak bulunmalıdır: Alacaklının borçluya karşı gerçek ve geçerli bir alacağı olmalıdır.
  2. Kesinleşmiş bir icra takibi bulunmalıdır: Alacak için başlatılan takibin kesinleşmiş olması gerekir.
  3. Aciz belgesi alınmış olmalıdır: Borçlunun haczedilebilir malının borcu karşılamadığı belgelenmelidir. Uygulamada, haczedilen malların borcu karşılamayacağının anlaşıldığı haciz tutanağı da geçici aciz belgesi hükmünde kabul edilmektedir.
  4. Alacak, tasarruftan önce doğmuş olmalıdır: Kural olarak iptali istenen işlemin, alacağın doğumundan sonra yapılmış olması gerekir.

Bu şartlar dava şartı niteliğinde olduğundan, eksik olmaları hâlinde dava esasa girilmeden reddedilebilir. Bu nedenle tasarrufun iptali davası, sağlıklı yürütülmüş bir icra takibine dayanır. Senet veya çekten doğan alacaklarda takibin nasıl yapılacağını senet tahsilinin nasıl yapıldığını anlatan yazıda bulabilirsiniz.

Hangi İşlemler İptal Edilebilir?

Kanun, iptal edilebilecek tasarrufları üç grupta düzenler. Mahkeme, dilekçede hangi maddeye dayanıldığından bağımsız olarak şartları oluşan maddeye göre karar verebilir.

İvazsız tasarruflar (İİK m.278)

Mutat hediyeler dışında, haciz, aciz veya iflastan önceki iki yıl içinde yapılan bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar iptal edilebilir. Kanun bazı işlemleri de bağışlama hükmünde sayar. Bunlar arasında eşler ve yakın akrabalar arasında yapılan ivazlı tasarruflar ile borçlunun aldığı karşılığın verdiği edimin değerinden fahiş derecede düşük olduğu işlemler yer alır. Örneğin piyasa değeri yüksek bir dairenin çok düşük bir bedelle satılması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Aciz hâlinde yapılan tasarruflar (İİK m.279)

Borcunu ödemeyen borçlunun haciz, aciz veya iflastan önceki bir yıl içinde yaptığı bazı işlemler de iptal edilebilir. Bunlar; önceden teminat verme taahhüdü bulunmayan mevcut bir borç için rehin verilmesi, para veya olağan ödeme araçları dışında yapılan ödemeler, vadesi gelmemiş borçların ödenmesi ve kişisel hakların güçlendirilmesi için tapuya şerh verilmesidir. Bu işlemlerden yararlanan kişi, borçlunun durumunu bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez.

Zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar (İİK m.280)

Borçlunun, mal varlığının borçlarını karşılamadığı bir dönemde alacaklılarını zarara uğratma kastıyla yaptığı işlemler, işlemin karşı tarafı bu kastı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa iptal edilebilir. Kanun, işlemin karşı tarafı borçlunun eşi, alt veya üstsoyu, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımı ya da evlat edinen veya evlatlığı ise, borçlunun mali durumunu bildiğini kabul eder. Ticari işletmenin veya emtianın tamamının ya da önemli bir kısmının devri hâlinde de benzer bir karine öngörülmüştür.

Süreler Tablosu

KonuSüreDayanak
İvazsız tasarrufların geriye dönük kapsamıHaciz, aciz veya iflastan önceki 2 yılİİK m.278
Aciz hâlinde yapılan tasarrufların kapsamıHaciz, aciz veya iflastan önceki 1 yılİİK m.279
Zarar verme kastıyla yapılan tasarruflarİşlemden itibaren 5 yıl içinde takip yapılmış olmasıİİK m.280
Dava açma hakkının düşmesiTasarruf tarihinden itibaren 5 yılİİK m.284

İcra ve İflas Kanunu'nun 284. maddesine göre iptal davası hakkı, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; geçtikten sonra dava açılamaz. Bu nedenle borçlunun mal kaçırdığı fark edilir edilmez harekete geçmek önemlidir.

Borçlunun Mal Kaçırdığını Gösteren İşaretler

Her mal devri mal kaçırma anlamına gelmez; borçlu da mallarını satabilir. Ancak aşağıdaki durumlar, işlemin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığına dair güçlü bir işaret olarak değerlendirilebilir:

  • Devrin, borcun doğmasından veya icra takibinden kısa süre önce ya da sonra yapılması,
  • Malın eşe, çocuğa, kardeşe veya yakın bir arkadaşa devredilmesi,
  • Satış bedelinin piyasa değerinin çok altında gösterilmesi,
  • Bedelin ödendiğine dair banka kaydı bulunmaması,
  • Satıştan sonra borçlunun malı kullanmaya veya taşınmazda oturmaya devam etmesi.

Tasarrufun İptali Davası Nasıl Açılır?

Dava, borçlu ile borçludan malı devralan üçüncü kişiye veya bunların mirasçılarına karşı birlikte açılır. Mal, üçüncü kişiden de başka birine devredilmişse, kötü niyetli sonraki kişiler de davaya dahil edilebilir. Genel olarak izlenen adımlar şunlardır:

  1. İcra takibinin kesinleştirilmesi ve borçlunun mal varlığının araştırılması,
  2. Haciz yapılarak aciz belgesi veya aciz belgesi hükmündeki haciz tutanağının alınması,
  3. Borçlunun son yıllarda yaptığı tapu, araç ve şirket hissesi devirlerinin tespit edilmesi,
  4. Dava dilekçesinin hazırlanarak asliye hukuk mahkemesinde dava açılması,
  5. Malın davadan sonra da elden çıkarılmasını önlemek için ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talep edilmesi.

Davada malın gerçek değerini belirlemek için genellikle bilirkişi incelemesi yapılır ve yukarıda sayılan işaretler mahkemenin değerlendirmesinde önem taşır.

Davanın Sonucu: Alacaklı Neyi Elde Eder?

İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesine göre dava kabul edilirse davacı alacaklı, dava konusu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi kazanır. Mal bir taşınmazsa, tapu kaydının düzeltilmesine gerek kalmadan haciz ve satış istenebilir. Bu yetki, alacaklının alacağı ve takip giderleriyle sınırlıdır.

Üçüncü kişi malı dava sırasında veya öncesinde başkasına devretmişse, malın yerini tutan değer oranında ve alacakla sınırlı olarak para ödemeye mahkûm edilebilir. Dava yalnızca davayı açan alacaklıya yarar sağlar; diğer alacaklılar bu karardan doğrudan yararlanamaz.

Muvazaa iddiası ile farkı

Satış gerçekte hiç yapılmamış, taraflar yalnızca görünüşte bir satış yapmışsa muvazaa iddiası da gündeme gelebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında, muvazaa iddiasının tasarrufun iptali davasından farklı nitelikte olduğu ve beş yıllık hak düşürücü süreye bağlı olmadığı kabul edilmektedir. Hangi yolun izleneceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Tasarrufun iptali davası ne kadar sürede açılmalı?

İptal davası hakkı, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Ayrıca işlemin türüne göre iki yıllık, bir yıllık veya beş yıllık geriye dönük kapsam sürelerine dikkat edilmelidir.

Borçlu evini eşine devrederse ne olur?

Eşler arasında yapılan devirlerde Kanun, eşin borçlunun mali durumunu bildiğini kabul eder ve bu tür işlemler bazı hâllerde bağışlama hükmünde sayılır. Şartları varsa tasarrufun iptali davası açılarak taşınmaz üzerinde haciz ve satış istenebilir.

Aciz belgesi olmadan tasarrufun iptali davası açılabilir mi?

Kural olarak hayır. Elde geçici veya kesin aciz belgesi bulunmalıdır. Uygulamada, haczedilen malların borcu karşılamadığını gösteren haciz tutanağı geçici aciz belgesi hükmünde kabul edilir.

Dava kazanılırsa tapu borçluya geri döner mi?

Hayır. Tapu üçüncü kişi adına kalır; ancak davayı kazanan alacaklı, alacağı kadar bu taşınmazı haczettirip sattırabilir.

Malı devralan kişi iyi niyetliyse ne olur?

Bu durum, dayanılan maddeye göre farklı sonuç doğurur. Örneğin aciz hâlinde yapılan işlemlerde yararlanan kişi borçlunun durumunu bilmediğini ispatlarsa dava dinlenmez; zarar verme kastına dayalı iptalde ise karşı tarafın kastı bilmesi veya bilmesi gerekmesi aranır.

Özet

  • Tasarrufun iptali davası, borçlunun mal kaçırmak için yaptığı işlemlere karşı alacaklının temel hukuki aracıdır.
  • Dava için kural olarak kesinleşmiş takip ve geçici veya kesin aciz belgesi gerekir.
  • İvazsız tasarruflar, aciz hâlinde yapılan tasarruflar ve zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar iptal edilebilir.
  • Dava hakkı tasarruf tarihinden itibaren beş yıl geçmekle düşer.
  • Dava kazanılırsa mal üçüncü kişi adına kalır, ancak alacaklı bu mal üzerinde haciz ve satış isteyebilir.
  • Malın elden çıkarılmasını önlemek için ihtiyati haciz veya tedbir talebi önemlidir.

İcra takibinin başlatılması, aciz belgesinin alınması, borçlunun mal devirlerinin araştırılması ve tasarrufun iptali davasının yürütülmesi konusunda Dural Hukuk'tan destek alabilirsiniz. Dural Hukuk'a 0535 260 74 54 numaralı telefondan veya iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Hazırlayan: Dural Hukuk